Bir Koyunla Başlayan Ölüm ve Onlarca koyunla Gelen Barış !

15 Eylül 2014 Pazartesi 10:23
bir-koyunla-baslayan-olum-ve-onlarca-koyunla-gelen-baris--

Haber Sitemizin bu ayın Konuğu, İlahiyatçı, yazar M.Burhan Hedbi.

 Bu ayın konuğu yazar, ilahiyatçı, şair ve   “Ortadoğu Halklarının Birliğini Koruma, Kalkındırma ve Strateji Araştırmalar Merkezi” kısa adı OHAK-DER,    Başkanı M.Burhan Hedbi konuğumuzdur. Başka bir deyişle kendisine misafir oluyoruz. Konuğumuz, mütevazi dernek hizmet bürosunda Dunaysır Kültür ve Araştırma Derneği olarak bizi ağırlıyor. Kendisiyle yapmış olduğumuz söyleşiyi zevkle okuyacağını umuyoruz.

Dünaysır yazarı- m.ö. : Konuğumuza önce kendisini tanıtmayı rica ediyoruz Sayın     M. Burhan  Hedbi Kimdir ?

1976 yılında doğdum, İlköğrenimini kendi köyünde okudum, 1985 yılından itibaren bölgenin çeşitli medreselerinde eğitim alarak ilmi icazet aldım. 1994 yılında Orta öğrenimi Kızıltepe Sıtkı Türkoğlu okulunda, lise öğrenimini Diyarbakır imam hatip lisesinde ve 2005 yılında ilahiyat fakültesini ve ayrıca 2 yıl Sosyolojiyi bitirdim.

1997 yılında şiir ve deneme türü yazılar yazmaya, 2002 yılında çevirilere başladım, Ulusal ve yerel birçok gazete ve haber sitesinde “Arafta Kalanlar” köşesinde halen makale ve yazı yazmaktayım. Eserlerim ise, 2009 yılında Pendên Şafiî (İmam Şafii’nin divanı Arapçadan çeviri), 2010 yılında Mevlid (Mewlûda Kurdî Bi Şêwaza Hedbî, Kürtçe), 2011 yılında Eqîde û Fiqha Zelal (Akide ve Fıkıh/İlmihal) Nûbihar yayınlarında çıkmıştır.

Dünaysır yazarı- m.ö. :  Bize Derneğinizden kısa adıyla OHAK – DER’den bahseder misiniz?

M.Burhan Hedbi  : Öncelikle böyle bir ortamı oluşturarak bu sohbete imkan verdiğiniz için teşekkür ederek hoş geldiniz diyorum.

“Ortadoğu Halklarının Birliğini Koruma, Kalkındırma ve Strateji Araştırmalar Merkezi” kısa adı OHAK-DER, Teorik 2002 yılında olmakla beraber 12. 02. 2014 tarihinde resmi dernek olarak kurulmuştur. Ortadoğu halklarının huzur ve barışının birleşmekte-birliktelikte olduğuna inanan ve bu doğrultuda faaliyet gösteren bir düşünce kuruluşudur!

İlkelerimiz ve manifestomuz www.ohakder.com internet sitemizde mevcuttur. Arzu eden Okurlarımız sitemizden bakabilirler…

Dünaysır yazarı- m.ö. : OHAK – DER’in misyonuna kısaca değinir misiniz?

M.Burhan Hedbi : OHAK-DER'in  misyonu, öncelikle Ortadoğu Halklarının birliğini sağlamak adına üzerinde birleşebilecekleri ortak paydaları ön plana çıkarmak, ulusal ve uluslararası barışa ve birlikte huzurlu bir yaşama katkıda bulunabilmektir. Bunun için de var olan mevcut iletişim ve işbirliğini korumak ve geliştirmektir.

OHAK-DER, Dünyanın tüm halklara yetebileceğine,  bunu felsefe edinenlerin, hem bölgelerine hem de dünyaya katkıda bulunabileceğine, buna inanıp öyle davrananların hem kendileri güçleneceği gibi diğer tüm ulusları da güçlendirebileceğine ve bundan yararlandırabileceğine inanır, bu düşünce ve hedef doğrultusunda hareket eder ve diğer kişi, kuruluş ve tüm dünya halklarını bu düşünceye ikna etme gayretindedir.

İşgal ve sömürgecilik için birlik olmayı başaranlara inat, korumak ve savunmak için biz neden birlik olmayı başarmayalım!

Dünaysır yazarı- m.ö. : Ortadoğu halkları derken kimleri kast ediyorsunuz?

Bu coğrafyanın kadim halkları bellidir ama her hangi bir inanca mensup olan Arap, Kürd, Türk vs. …

Dünaysır yazarı- m.ö. : Ama Ortadoğu’da başka halklar da var. Örneğin Êzîdiler, Süryaniler gibi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

M.Burhan Hedbi  : Zira biz Êzîdileri bir halk olarak değil bir ‘İnanç olarak görüyoruz. Bu inanca mensup olan Kürd halkının bir kesimidir. Bu Müslümanlıkta da böyledir. Örneğin ben bir Müslüman kürdüm. Veya bir başka arkadaşımız Müslüman arap’tır,  gibi….  

Dünaysır yazarı- m.ö. : OHAK- DER’i Kurma amacınız nedir, anlatır mısınız?

M.Burhan Hedbi : OHAK-DER'in yerine getirmeye çalıştığı önemli amaçlarından biri Ortadoğu'da yaşayan halkların ortak değer ve paydalarını tespit etmek, bu doğrultuda ihtiyaç duyulan bilgileri toplamak ve bilgileri kamuoyuyla paylaşmaktır. Aynı çerçevede kaos ve kargaşaya sebebiyet teşkil eden ihtilaf ve tefrikaların çıkış noktası, sebep ve nedenlerinin değerlendirilmesi ve analiz edilmesi, halklar ve mezhepler arasındaki iletişim eksikliğini gidermek ve tartışma platformu oluşturmaktır. Bu maksatla, çalıştaylar, seminerler ve diğer toplantıları düzenleyerek, platform olmaya katkı sağlayacak yayınları yapmak amaç ve görevlerimiz arasındadır.

OHAK-DER’in bir başka amacı da, Ortadoğu Halklarının Birliğinin korunması, etkinleştirilmesi ve geliştirilmesini sağlamayı ve bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek vermeyi, özellikle coğrafyamızda mevcut Kan Davalarının bitmesi için girişimde bulunmayı, yeni kan davalarının oluşmasını engellemek için de proje(ler) üretmeyi de hedef ve amaç edinmiştir.

Dünaysır yazarı- m.ö. : Kan davası dediniz. OHAK - DER olarak "Mardin’deki  Kan Davaları, Sebep ve Sonuçları" adıyla bir projeniz var, bundan bahseder misiniz?

M.Burhan Hedbi  : Sadece kendimizi düşündüğümüz müddetçe, dünya huzursuz olmaya devam edecektir!

İroni olacak belki ama meseleyi bir cümleyle basitleştirecek olursak: Bir koyun için birbirini öldürenler, 99 koyun kesip barış yemeği yapıp barışıyorlar! Şu mantıksızlığa bakar mısınız? BİR KOYUNLA GELEN ÖLÜM ve ONLARCA KOYUNLA GELEN BARIŞ! Bu şeytani egonun neticesi değildir de nedir? Madem bir koyun bu kadar kıymetli uğrunda birbirinizi öldürüyorsunuz peki barışırken neden onlarca koyunu kendi egonuza kurban ediyorsunuz... Neden kendinizle çelişiyorsunuz, derdiniz ne sizin? Diyen biri(ler)inin çıkması lazım artık!

Bir kişinin işlediği suçun cezasını tüm bir aileye, akrabaya, hatta dostlarına ödeten sistemin adıdır; Kan Davası ! Toplu cezalandırmalar ilkel toplumlarda olur.

Başta suçu bir kişi işliyor. Öldürülen kişinin aile reisleri yahut dostları cinayeti isleyen suçlunun cezalandırılmasına, intikam alınmasına karar veriyorlar. Ve böylelikle maktullere yeni maktuller, katillere yeni katiller, ölümlere yeni ölümler ekleniyor... Ve yine de ilkin öldürülen geri dönmüyor.

Kan Davası; babasız kalan öksüz çocuklara yenilerini, dul kalan kadınlara yenilerini ekler ve bu yöntem çözüm yerine yeni yeni sorunlar getirir hayatımıza!

Hangimizin böylesi acı bir geçmişi yok! Ama artık buna dur demenin zamanı gelmiştir. Fazla uzağa gitmek istemiyorum. Kendi ailemden bir örnek vermek istiyorum.

Yaklaşık 80 yıl önce dedem Ömer’in babası Şeyhmus öldürülür. Dedemin annesi Êmşê o günkü törelere göre karalar bağlamıştır. Şeyhmus’un kardeşi Beko gider kanlısını öldürür ve gelir Êmşê’ye, “artık karalar bağlamana gerek kalmadı, zira kanlımızı öldürdüm” der. Êmşê Beko’ya şu tarihi sözü söyler: Beko, eşim olan Şeymus’u bana geri getirmedin, ancak bir başka kadını benim gibi dul bıraktın! der.  Bu duruş ilkesel ve ahlaki bir duruştur. Bir tarafın mağduriyetini bir başka tarafın mağduriyetiyle giderme kültürüne, hayır demektir. Ne olur, toplumumuzda yeni dul ve öksüzlerin olmaması için 80 yıl önce bu hakikati haykıran kadına kulak verelim!

Dünaysır yazarı- m.ö. : Kan davası konusunda bir tavsiyeniz veya öneriniz var mı?

M.Burhan Hedbi  : Bu bağlamda kadınlarımıza çok iş düştüğünü düşünüyorum.Zira Fatımaları yetiştirmeyen toplumların çocukları, kendi toplumlarını hep rahatsız edecektir. Nasıl diye sorarsanız. Tarihi bir anekdotu paylaşmak isterim:

Fatımanın oğlu Hasan, kan revan içinde, oğullarından birini kaldırır.
—Amcanız Hüseyin’i çağırın bana. 
Gecenin bir vakti Hasan’ın evine gelen Hüseyin, abisini kanlar içinde görünce beyninden vurulmuşa döner:
—Abi, sana ne oldu?
—Hüseyin! Beni zehirlediler, ben gidiyorum.
Hüseyin’in ağzından çıkan ilk söz:
—Bunu sana kim yaptı? Söyle intikamını alayım.
Hasan, kendinden küçük olan kardeşinin elinden tutar:
 Ey Hüseyin! İntikam bizim dedemizin yoluna yakışmaz.

Hasan ve Hüseyinlerin var olması için fatımaların yetişmesi gerekir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) veda hutbesinde şöyle demektedir: "Eskiden câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Rabia'nin kan davasıdır."

Allah da; “Bir cana kıyan tüm insanları öldürmüş gibidir.” Buyurmaktadır. Hangi, mal, hangi servet, hangi ‘namus’, hangi ‘şeref’, hangi kibir bir cana değer?

Dünaysır yazarı- m.ö.:  Bu konuda son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

M.Burhan Hedbi  : İlla öldüreceksen Hasedi, kibri öldür İyilikleri yakan Kin ateşini söndür. Anlık bir ökeyle bir cana kıyacağımıza, egomuza kıyalım! aksi takdirde kan davası adı altında bir türlü nihayetine ermeyen bir ‘adalet anlayışı’ türeyecektir. Ki bu ‘adalet anlayışı’, çocukları yetim bıraktırıyor, yuvaları yıkıyor. Bunun vebali, buna sebep olan ve devam ettiren(ler)in boynundadır!

Bu kan davası illetinden ötürü toplumumuzda yeni dul kadınların ve öksüz çocukların olmaması için bir sözle de olsa projemize destek olmanın hayati bir önem taşıdığına inanıyoruz! Bu proje sosyal sorumluluk gerektiren bir projedir. Bu bağlamda kendini sorumlu hisseden her kesin bize katkı sunmasını bekliyoruz.

Gelin bu kurban bayramında egomuzu kurban edelim.

Dünaysır yazarı- m.ö.: Yaptığınız bu güzel açıklamalar için sizlere teşekkür ediyor, bu güzel hizmetlerinizden dolayı başarılar diliyorum.

M.Burhan Hedbi  :  Bize bu güzel sohbeti yaşatmanızdan ve önemli bazı konuları açıklama fırsatı verdiğiniz için, Dünaysır Kültür ve Araştırma Derneği ve Haber Sitesi ekibine teşekkür eder, sizlere başarılar diliyorum.



Haber okunma sayısı: 2975

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER